
Mefaret Tüzün’ün Gizemli Ölümü: Aşk, İntihar ve Bodrum Hikayeleri
Kimdir Mefaret Hanım?
Mefaret Tüzün, Türkiye’nin hukuk tarihinde önemli bir yere sahip olan ilk kadın hakimlerden biridir. 1906 yılında Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde doğmuştur. Cumhuriyetin ilan edildiği 1923 yılında 17 yaşındaydı ve Atatürk’ün Türk kadınlarına sağladığı hakların bilincinde olarak yetişmiştir. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, Türkiye’nin ilk kadın hakimleri arasında yer almayı başarmıştır.
Genç Cumhuriyetin çağdaşlaşma sürecinin önemli bir dinamiği olarak, Mefaret Tüzün, kendine tanınan haklar ve sorumluluklar konusunda son derece bilinçliydi. Birçok kadın için ilham kaynağı olmuş ve tavrı ile meslektaşlarını etkilemiştir. İleri görüşlülüğü ve bağımsız karakteri ile tanınmıştır.
İlk görev yeri olan Kütahya Tavşanlı ilçesinde büyük bir prestij kazanmış, güzelliği ve şık giyimiyle dikkatleri üzerine çekmiştir. Çevresindeki erkekler, onunla konuşurken büyük bir saygı gösterirken adalet anlayışı ve kültürel birikimi ile de tanınmıştır. 1951 yılında tayini Muğla’nın Bodrum ilçesine çıkmış, burada da hakime hanım olarak iz bırakmıştır. Mefaret Tüzün, meslekteki başarılarıyla ve adamış olduğu yaşam tarzıyla, Türk kadınlarının toplumda yer edinmelerine örnek teşkil eden önemli bir figür olarak hafızalarda yer etmiştir.
Türkiye’nin tarihindeki dramatik öykülerden biri olan Mefaret Hanım’ın intiharı, dönemin Bodrum’undaki karanlık sırları aydınlatmaya çalışıyor. 17 Mayıs 1954’ün sabahında, Mefaret Hanım’ın mesaiye gelmediği fark edilince, arkadaşları merakla evine doğru yola çıktı. Kapı kilitli değilmiş, içeri girmekte tereddüt etseler de dayanamayarak eve girdiler. Gözlerine inanamıyorlardı; Mefaret Hanım salonun ortasında kendini ipe asmış bir şekilde bulunmuştu. Hemen nişanlısına ve ailesine haber verildi ama ne yazık ki, nişanlısının bir ay önce vefat ettiği bilgisi geldi. Tıpkı bir dizi senaryosu gibi!
İşte bu noktada, Mefaret Hanım’ın ölümünün ardındaki hikâyelerde farklı rivayetler ortaya çıkıyor. Birine göre, nişanlısının ölümü onu çok etkilemişti. O, acısına son vermek için, nişanlısıyla tekrar kavuşmanın hayalini kurarak bu kararı almıştı. Aşkın acısı, gerçekten de en ağır yüklerden biridir; ancak bazıları için bu yükü taşımak mümkün değilmiş gibi görünüyor.
Başka bir rivayette ise, Mefaret Hanım’ın bir gence idam cezası vermesi ve ardından bu gencin abisinin intikam peşine düşmesi konuşuluyor. Kardeşinin hayatının sona ermesinin ardından, Mefaret Hanım dönüşte yaşadığı travmanın etkisiyle intihar etmişti. Yani, Bodrum’da yargıç olmak sadece hukuk mücadelesi değil, aynı zamanda dram ve trajedi peşinde koşmak anlamını da taşıyormuş. “Spot ışıkları altında bir hakim, bir de dava… Arka planda, aşk!”.

Anlatılan diğer öyküler ise genelde bir aşk hikâyesinin karanlık yüzüne dair. “Bodrum Hakimi” filmine de ilham veren bu öykülerde, Türkan Şoray’ın canlandırdığı Mefaret Hanım’ın, efsane bir kahraman gibi görünen başı, sonunda bir aşka yenik düşüyor. Ya sevdiği adama ölüm cezası verecekti, ya da kalbini dinleyecekti. İkinci yolu seçmiş gibi görünüyor. Şu anki aşk ilişkilerinde bile böyle bir seçim çok can yakıcı!
Bir başka hikayeye göre, Mefaret Hanımın sevgilisi aslında bir suçlu değil, Bodrum’un savcısıymış. Ancak bu enfes aşkın, onu neden intihara sürüklediği hususunda çeşitli rivayetler mevcut. Kimi diyor ki, bu aşk karşılıksız değildi ama her ikisinin de hayatında engeller vardı. Mesela, savcı evli miydi? Yoksa evlenme vaadiyle Mefaret Hanım’ı kandırıp sonra mı terk etti? Bodrumlular, “Hakim hanıma aşık olmanın bu kadar karanlık bir sonla bitmesine” pek de sıcak bakmamış olacak ki, bu konuda pek konuşmamışlar.
Onun ölümü, büyük yankı uyandırdı. En küçük köye kadar haberi ulaştı ve tüm Bodrumlular bundan büyük üzüntü duydular. Mefaret Hanım’ın kaybettiği anlam, hayatı mıydı, inandıkları mıydı bilinmez. Belki de o gittiği bilinmeyen ülkede, kendisinden önce oraya giden nişanlısına kavuşmayı umut ediyordu. Hiçbirimiz bunu bilemeyeceğiz.
İşte bu olaya da Bodrumlular çok üzülüp ağıt yakmışlar. Yine bu ağıtı da Milaslı bestekar Nazmi Yükselen notaya alıp TRT’nin repertuvarına kazandırmıştır. Hakkında daha sonra Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın başrolünde olduğu Bodrum Hakimi filmi çekilmiştir.
Türkünün sözleri zaten her şeyi anlatıyor:
Bodrumlular erken biçer ekini
Feleğe kurban mı gittin Bodrum hakimi
Nasıl astın Mefaret hanım kendi kendini
Altın makas gümüş bıçak ile doğradılar tenini
Hakim hanımın memleketi Kütahya Tavşan Hakim hanım sen eyledin bizleri düşman
Nasıl kıydın Mefaret hanım kendi kendine
Çifte doktor gümüş bıçak ile doğradılar tenini
Şu Bodrum’un dağlarında ceylan dolaşır
Kara haber Mefaret Hanım pek tez ulaşır
Hakim Hanımın memleketi Kütahya Tavşan Hakim hanım sen eyledin bizleri perişan
Tolga Çandar-Bodrum Hakimi
Sonuçta, Mefaret Hanım’ın hikayesi, aşk, intihar ve dram dolu bir tablo sunuyor. Bize şunu belletiyor ki, hayatta en karanlık anlarda bile kalbimizi dinlemenin bazen hiç de iyi sonuçlar vermeyebileceği. Ayrıca, bu romantik dramı izlerken aklımızda beliren bir soru var: “Neden aşk bu kadar çekici ve bir o kadar da yıkıcı?” Siz ne düşünüyorsunuz? Sorunun cevabı muhtemelen Bodrum’un sıcak güneşinde gizli…
Yorum bırakın