HAYAT BAZEN TATLIDIR


Hayat her zaman aynı ritimle akmaz. Bazen yorucu;  bazen karmaşık, bazen de zor gelir
insana, içinden çıkamaz bir hal alırsın. Sanki ne yaparsan yap işler yolunda gitmez, her  şey üst üste gelir, o ağırlığın altında eziliyormuş gibi hissedersin. Sanki tüm ağırlık omuzlarına binmiş gibi, nefes almak bile zorlaşır. Bazen işler yolunda gitmez, bazen elinden gelen her şeyi yapsan bile yine de çabalarının karşılığını alamazsın. Böyle anlarda insan, umutsuzluğa kapılmaya çok meyillidir. Çoğu zaman hayatın sadece belirsizliklerden, hayal kırıklıklarından
ve eksikliklerden ibaret olduğunu düşünürsün. Hep bir şeylerin yanlış gittiğine inanırsın. Sahip olduklarının yerine, sahip olamadıklarına odaklanırsın. Eksiklik duygusu, seni her şeyden daha fazla yorar. Oysa mutluluk, genellikle en fark edilmesi zor şeylerden biridir. Aslında hep oradadır, hep seninledir ama bazen gözlerinin önünde olduğu halde onu göremezsin. Oysa
bazen en zor anlarında bile sana iyi gelen küçük anlar vardır. Gökyüzüne bakarsın, sevdiğin bir şarkı çalar, belki de biri sana güzel bir şeyler söyler, aniden içine huzur dolar.…
İşte tam da böyle bir anda, kendine bir mola verirsin. Hayatın sadece zorluklardan ibaret
olmadığını fark edersin. Hayatın en güzel yanı da budur aslında. En karanlık anlarında bile
sana ışık verebilecek küçük anlar vardır. Ne kadar üzülsen de, yıpransan da, düşsen de,
kalkarsın ve bir noktada yeniden ayağa kalkarsın.  Umutsuzluğa kapıldığın anda bile, içinde bir yerlerde hep yeniden başlama gücü bulabilirsin.


Bazen hayatta karşına beklenmedik zorluklar çıkar. Hayal kırıklıkları yaşarsın,üzülürsün.
Böyle zamanlarda, sanki bir daha asla mutlu olamayacakmışsın gibi hissedersin. Ama zaman geçtikçe fark edersin ki aslında hiçbir şey sonsuza kadar sürmez; ne üzüntüler ne de
mutluluklar… Hayatın dengesi budur: Her yağmurlu günün ardından gökyüzü mutlaka
güneşlenir. Gözyaşı akıttığın günlerin ardından gülümsemeyi öğrenirsin. Bazen en ağır yükler bile, bir gülümseme, bir sarılma ya da içten gelen bir kahkaha ile hafifleyebilir.
Belki de mutluluk sandığımızdan çok daha basit bir şeydir. Bazen yağmurun kokusu, hafif bir rüzgâr bile seni mutlu edebilir. Tam kendini çıkmazda hissettiğin anda bir yakının seni arayıp nasıl olduğunu sorar ya da uzun ve yorucu bir günün ardından kendi kendine sevdiğin şarkıyı mırıldanmaya başlarsın ve bir anda tüm yük üstünden kalkmışçasına yorgunluğun hafifler.
Bunlar küçük şeyler gibi görünebilir ama bazen insanın en çok ihtiyacı olan da tam olarak budur: Hayatın koşuşturmacası içinde nefes alabileceği küçük, değerli anlar…Yağmurun ardından toprağın kokusu, gökyüzündeki yıldızları izlerken hissettiğin huzur, sevdiğin bir şarkının sözleri arasında kaybolmak… Bunlar belki de dünyadaki en büyük mutluluk kaynaklarıdır ama çoğu zaman fark edilmezler. Oysa mutluluk büyük şeylerde değil, küçük ama anlamlı anlarda saklıdır. Bazen sadece var olmanın verdiği his bile, hayatta kalmanın, nefes almanın bile bir mutluluk sebebi olduğunu hatırlatır sana.


Her şey her zaman yolunda gitmeyebilir. Hayat her zaman yüzüne gülmeyebilir bu çok
doğaldır. Ama unutma, en karanlık gecenin bile bir sabahı vardır. Ne kadar umutsuz olsan da, pes etmek üzere olsan da bir noktada seni tekrar gülümseten bir şeyler mutlaka olur. Çünkü  hayat, bazen tüm zorluklarına rağmen, bir gülümseme kadar tatlı olabilir.
İşte tam da bu yüzden dedim ya, hayat bazen tatlıdır:)

Hayat bazen tam bir karmaşa içinde kaybolmuş hissettiriyor, değil mi Dünyalı? 10.sınıf öğrencimiz Zeynep Kübra Uzun, bunun ne demek olduğunu kelimelere dökmüş; içinden çıkılmaz bir yerde debelenirken “Hayat bu kadar zor olmamalı!” diye haykırdığımız anları öyle samimi bir dille anlatıyor ki, kalbimiz yerinden fırlayacak gibi oluyor. O cümleler var ya, sanki ruhumuza dokunuyor; “her şey geçici” diyor adeta bir yerlerde mutlaka bir ışık var, sadece onu görmeyi bekle!
Zeynep, senin sayende, bizimle paylaştıklarınla bu zor zamanların aslında ne kadar değerli olduğunu hatırlıyoruz. Kendimizi kaybolmuş gibi hissettiğimiz anlarda bile, yeniden doğmak için bir sebep bulabiliyoruz. Gri gökyüzünün altındaki mavi rengi keşfetmek, belki bir arkadaşla paylaşmak, bir kahve eşliğinde gülümsemek… İşte bunlar minik ama önemli adımlar! Yüreğimizdeki umut ışığı, sen ve senin gibi dürüst kalemlerin sayesinde yanmaya devam ediyor. Teşekkürler Zeynep, karamsarlığa dair her şeyi aydınlattığın için!