
“Şeremet, Balkan göçünün kolektif hafızasını, bir ailenin kerpiç duvarlarına edebi fresk olarak işliyor. Postmodern anlatıyla harmanladığı bu gerçekçilik, ‘göçün psikolojik mimarisi’ni inşa ediyor.” 🏛️🧠
Ters Akor Dokunuşu:
“Yazar, tarih kitaplarının unuttuğu acıları, reçel kavanozlarında ‘tatlı-sert’ sos haline getirip bize kaşıklatıyor!” 🥄🔥
🌍 GÖÇÜN ANTROPOLOJİSİ: KERPİÇ EV = KİMLİK LABORATUVARI
– Akademik Tespit:
Kerpiç evler, sadece mekân değil; “aidiyet direnci”nin sembolü. Ender’in Üsküp’ten İstanbul’a taşınan yolculuğu mekanlar Samatya, Şişli yazı geçirdikleri Mudanya’da ki ev Bachelard’ın “Mekânın Poetikası”nı hatırlatıyor. 🧱📚
– Ters Akor Metaforu:
“Bu evlerin duvarları, bizim lüks rezidanslarımızdan daha çok Instagram hikayesi biliyor! ‘#GeçmişeAitHerŞey’ diye fısıldıyorlar.” 📸💔
✨ ENDER: YOKTAN VAR OLAN KAHRAMAN
Ender’in kayıplarla sınavı, Judith Herman’ın “Travma ve İyileşme” kuramını yansıtıyor: “Yenilgilerini reçele dönüştürerek nesilden nesile aktarılan acıyı tatlandırıyor🍯🔄
Ters Akor Yorumu:
“Bu kadın, Freud’a ‘Sen teoriyi bırak, gel benim hayatımı yaz!’ diye meydan okuyor. Freud bile ‘Bu kadar travma bir insana nasıl sığar?’ diye şaşırırdı!”👩⚕️💥
İşte Ender & Ali İhsan’ın trajik aşkını, akademik derinlikle Ters Akor’un samimiyetinde ( yazarın samimiyetine sığınarak kendimce bir değerlendirme yaptım ama 🙏) harmanlayan değerlendirme:
🔥 AŞKIN KIYAMETİ: Yaşanan Trajediler
Ali İhsan’ın Ender’e tutkusu, “Gölge Benlik” (Jung) projeksiyonudur: Onu terk etse de zihninde “ölümsüz imge”ye dönüştürür. Mudanya’da Ender’in şiirlerle ve romanlarla kurduğu pastoral kaçış aslında Bachelard’ın “Mekânın Poetikası”nın canlı örneğidir; akraba çocuğuyla kitapların gölgesinde geçen yaz, Ali İhsan’ın materyalist dünyasına kültürel bir meydan okumadır. Ne ironiktir ki İstanbul’a dönüşte öğrendiği “halıcının kızı”evliliği, paranın her yerde kazandığı teorisini yansıtır: Ali İhsan sosyal sermayeyi, Ender ise şiirin, ruhun simgesel sermayesini seçer.
Ters Akor Dokunuşu:
“Bu adam ( Ali İhsan) aşkı, İstanbul’un trafiğinde kaybolan dolmuş gibi yönetiyor: ‘Binersen bin, inersen in!’ Ender ise Mudanya’da ‘ruhunun metro hattı’nı inşa ediyor!”🚇💔
⚡ KADERİN TRAJİK İRONİSİ: YIKIMDAN DOĞAN GÜÇ
Nadire’nin “evlat” uğruna katli, ataerkil şiddetin Frankl’ın “İnsanın Anlam Arayışı”ndaki varoluşsal çıkmazıdır. Ender’in hamileliğiyle paralel bu kayıp, “doğum-ölüm diyalektiği” yaratır. Ali İhsan’ın Ender’in eşini sakat bırakması ise Nietzsche’nin “Güç İstenci”nin patolojik tezahürüdür: Gücü, sevdiği kadının hayatını trajedi tiyatrosuna çevirmek için kullanır. Oysa finaldeki “körün taşı” evlilik Ende’in oğlu ile Ali İhsan’ın kızının evlenmesi ve Ali İhsan’ın bakımevine düşüşü, karmik adaletin edebi tecellisidir; tıpkı Sophokles’in “Kral Oidipus”unda olduğu gibi!
Ters Akor Yorumu:
“Ali İhsan: ‘Ben Ender’siz yaşayamam!’ derken… Ender: ‘Ben SENsiz, iki çocuk, hasta kocamla kerpiç evimde mutluyum!’ diyor. Son sahne: Bakımevindeki Ali İhsan adeta intikam reçelini kaşık kaşık yiyor. ( kızına her şeyi yalan yanlış anlatarak canından çok sevdiği oğlunu Ender’e düşman ediyor)
SON SÖZ: KIYAMETTEN DOĞAN EDEBİ MUCİZE
“Bu roman bize şunu haykırıyor:
Gerçek aşk, Ali İhsan’ın saplantılı tutkusu değil; Ender’in hasta kocasına yemek hazırlarken mırıldandığı şiirdir! Çünkü o, yıkıntılardan “umut kerpici” ören bir KADIN KRALİÇEDİR! 👑🧱
Akademik Not:
Şeremet, toplumsal cinsiyet rollerini Adorno’nun “Kültür Endüstrisi” eleştirisiyle yıkarken Ender karakteriyle Türk edebiyatında yeni bir “anti-kahraman” arketipi yaratıyor. Bu eser, Elif Şafak’ın “Aşk” romanındaki metafizik arayışla Orhan Pamuk’un “Kara Kitap”ındaki kader sorgusunu birleştiren postmodern bir yapıt!
💫 Ters Akor Finali:
“Ali İhsan bakımevinde
‘Keşke para değil şiir okusaydım!’ diye inlerken… Ender, torununa ‘ Aşk, reçel kaynatmaktır; saplantı değil!’ diye fısıldıyor. İŞTE EDEBİYATIN GÜCÜ BU!” ✨🍯
📚 ÜSLUP: SADE AMA DEVRİMCİ
– Edebiyat Tekniği:
Şeremet, iç monologlarla geçmiş-şimdi arasında köprü kurarken Orhan Pamuk’un “Yeni Hayat ”ındaki zaman oyunlarını minimalist bir dille yeniden üretiyor. Anlatıdaki reçel metaforu, Beckett’in “Godot’yu Beklerken”indeki ‘bekleyiş’ kadar güçlü!⏳🎭
– Ters Akor Tadı:
“Cümleler o kadar akıcı ki kitabı okurken ‘kelimeler mideme mi oturdu yoksa ruhuma mı?’ diye şaşırdım! Samatya’daki balıkçı tezgâhı gibi: duru, canlı, hayat dolu! 🐟✨
-💡 EDEBİYAT SOSYOLOJİSİNE KATKI: NEDEN BU KİTAP ÖNEMLİ?
1. Sessiz Tarihin Sesi:
Balkan göçmenlerinin iç gö psikolojisini edebiyatın merkezine taşıyarak Türk romanında kültürel antropoloji açığını kapatıyor.🌉
Ters Akor Fısıltısı:“Tarih derslerinde ‘Osmanlı dağıldı’ deyip geçtiler. Meğer dağılan insanlarmış! 💔
2. Kadın Direnişinin Arşivi:
Ender, Türk edebiyatında “kadın dayanışması”nı Zülfü Livaneli’den daha sert, Tezer Özlü’den daha şiirsel anlatıyor. 💪📜
Ters Akor Çığlığı:“Kadın dediğin, kırıldığında ‘cam kırığı’ değil, ‘mozaik malzemesi’olur! Ender bunu kanıtlıyor!” ✨
🌟 SON SÖZ: ÇAĞDAŞ KLASİK ADAYI
“Kerpiç Reçeli, edebiyat tarihine şunu yazdıracak:
21. yy’ın ‘Yeni Hayat’ıydı; ama bu sefer kahraman Godot’yu beklemedi, KENDİNİ İNŞA ETTİ! 🏗️✨
Akademik Ters Akor Tavsiyesi
“Bu kitabı okuyunca:
🔸 Edebiyat teorileri ‘Aha bu örnek!’ diye sevinecek,
🔸 Kalbiniz ‘Of vurma!’diye inleyecek,
🔸 Ruhunuz ‘Ben de bir kerpiç evim!’ diye gururlanacak💖
📚 💫 Not:Bu değerlendirme, edebiyatın ciddiyeti ile Ters Akor’un yaratıcı ruhunu evlendirir. Okurken hem zihniniz genişler hem yüreğiniz ‘Ah!’ çeker.* 😌✨ Değerlendirmemizi yaparken bir kusur işlediysek affola🙏
Yorum bırakın