
Bugün TED KDZ Ereğli Koleji Vakfı Özel Lisesi koridorlarındaki o tatlı telaş, yerini okul servisimizde heyecan dolu bir yolculuğa bıraktı. Edebiyat öğretmenlerimiz ve Ted Edebiyat Çalıştayında görevli gönüllü öğrencilerimizle birlikte kelimelerin izini sürmek için yollara düştük. İstikametimiz; Kdz Ereğli Soroptimist Kulübü önderliğinde, edebiyatın dev bir ismini ağırlamaya hazırlanan Atatürk Kültür Merkeziydi.
Salona adım attığımızda karşılaştığımız manzara tek kelimeyle büyüleyiciydi. Salon hınca hınç doluydu; koltuklarda yer kalmamış, merdiven boşluklarına kadar taşan o muazzam kalabalık, edebiyata duyulan özlemin en somut kanıtıydı. Moderatör koltuğunda, eğitimiyle bu topraklara kök salmış, Ankara doğumlu keskin zeka Meliha Okur; karşısında ise 85 yıllık ömrüne koca bir Türkiye panoraması sığdırmış Ayşe Kulin vardı.
İzdiham Yaratan Bir Başarı: Adı Aylin
Kulin, 41 yıllık yazarlık hayatını anlatmaya başladığında o kalabalık salona derin bir sessizlik çöktü. Onu geniş kitlelerle buluşturan ve bir Karadeniz kasabasına imza günü için gittiklerinde gerçek bir izdihama neden olan Adı Aylin’in hikayesini kendi ağzından dinlemek paha biçilemezdi. 26 yaşında üniversite okumaya karar verip Amerika’nın en aranan psikiyatristi olan Aylin’in marifetlerini mütevazı bir dille anlattı: “Ben sadece yazdım, hikmet Aylin’in şahsiyetindeydi.” diyerek bütün herkesin gönlüne taht kurdu.
Savaşın Gölgesinde Barışın Sesi
Söyleşinin en can alıcı noktalarından biri, Meliha Okur’un “savaş” üzerine sorduğu soruydu. Kulin, dünyanın içinde bulunduğu kaotik duruma ve Amerika’nın tutumuna değinirken Atamızın “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesine sığındı. Hümanist kimliğiyle, ülkenin en tepesindeki isme yazdığı üç mektubu hatırlatarak bombaların uzağımızda kalması için barışa ne kadar muhtaç olduğumuzu bir kez daha vurguladı.
Üç Kuşak, Tek Bir Güçlü Kadın
Meliha Okur, Kulin’in hayatını üç etkileyici döneme ayırdı:
1. Osmanlı kültürüyle harmanlanmış çocukluk.
2.Türkiye’yi dönüştüren bürokrat bir babanın kızı.
3.Toplumsal olaylara asla sırtını dönmeyen, dört çocuk büyüten ve kalemini bir sorumluluk gibi taşıyan Ayşe Kulin.
Robert Kolej yıllarında “yeteneksiz” yaftası yediği günlerden, bir apartman görevlisinin kızının Cumhuriyet tarihinden bihaber oluşuna üzülüp nasıl Atatürk kitabını kaleme aldığına kadar anlattığı her anı, öğrencilerimiz için birer hayat dersi niteliğindeydi.
Geleceğe Bakış ve Dönüş Yolu
Söyleşinin sonunda Kulin, dünyanın ve edebiyatın dijitalleşen yüzüne değindi. Görselliğin her şeyi ele geçirdiği bu çağda, kitapların form değiştireceğini ama hikaye anlatıcılığının ölmezliğini fısıldadı bizlere.
Ters Akor sakinleri olarak bugün; Ereğli Soroptimist Kulübü’nün bu nazik ev sahipliğinde, 85 yaşındaki bir devin enerjisinden ve Meliha Okur’un memleket hasretiyle harmanlanmış sunumundan payımıza düşeni aldık. Okul servisimize bindiğimizde hepimizin heybesinde yeni cümleler, zihnimizde ise Ayşe Kulin’in o bitmek bilmeyen yaşam enerjisi vardı. İlk öykü kitabı Güneşe Dön Yüzünü demişti ya Kulin… Biz de bugün yüzümüzü o edebi güneşe döndük

Yorum bırakın